HOPSA

 

 

 

            Vezir Ağa lakabıyla bilinen Mehmet, Yağmurlu İbrahim’le birlikte Büğüz’e gelir. Oradan da Zekeriya’yı yanlarına alırlar. Sırtlarında orakları “karşı geçe”ye çayır biçmeye giderler.

 

            Karşı geçe dedikleri, Kızılırmak’ın diğer tarafında kalan Bâlâ’nın köyleridir. Oralarda; bulabilirlerse, yevmiye karşılığı çayır biçecekler, kazandıkları para ile köylerine geri döneceklerdir. 

 

            Köy köy gezmeye başlarlar. Yeniyapan’da biçilecek çayır bulurlar. İki gün çalışırlar. İş biter, yeniden düşerler yola.  Uzunca bir süre gittikten sonra, Ebilaz Köyü karşıda görünür. Bu köyün arazisinden geçerken rahatsız edici bir koku alırlar. Elleriyle ağızlarını kapatarak zor bela, o bölgeden uzaklaşırlar.

 

            Bâlâ’nın alt yanındaki Tol Köyü’ne geldiklerinde, işsiz bir kaç gün geçmiştir. Bu köyün de çayırı yoktur biçmeye. Yürürler Çavuşlu Köyü’ne. Orada da çayırı hak getire! Durmak yoktur artık. Kerişli Köyü’ne ulaşırlar. Çayır çimen boldur Kerişli’de. Gelgelelim kimse çayır biçtirmek istemez. Artık geri dönmeye karar verirler.

 

            Dönüşte, Çavuşlu’ya uğrarlar tekrar. Burada bir kadın gelir yanlarına; “altı dönüm hopsam var, biçer misiniz?” diye sorar. Vezir Ağa en büyükleri olduğu için hemen atılır; “biçeriz bacım”. Dönümü üç liradan anlaşırlar. Biçilecek yere doğru giderlerken Zekeriya; “Memet Emmi hopsa ne?” diye sorar yavaşça. Vezir Ağa kurnazca gülümseyerek; “ne bileyim kölem, gidince görürüz” diye yanıtlar.

 

            Varırlar biçilecek araziye. Bakarlar hopsa denilen şey Yenice’nin, Büğüz’ün “gındıra” dediği ottur. Altı dönümdür biçilecek arazi ama gındıranın bir kaçı burada ise üçü beşi ileridedir. Vurup vurup devirirler. Akşama kalmaz biter işleri. On sekiz Lira tutan parayı alıp paylaşırlar aralarında. Köyden ayrılalı bir haftaya yaklaşmıştır. İbrahim artık döneceğini söyleyerek ayrılır yanlarından.

 

 

 

            Karali Köyü’ne yol uğratır, Vezir Ağa ile Zekeriya. Burada “anız otu” bulurlar biçmeye. Tarla sahibi, kara don çadır kurar yatmaları için. İyi çalışarak, anız otunu üç günde biçerler. İş bitiminde paralarını alıp, yola devam ederler.

 

            Yine köyleri dolaşarak Yeniyapan’a kadar gelirler. Çelebililer’in de çayır biçmekte olduğunu görürler. Onların yanında, iki gün daha çalışarak dönerler köylerine.

 

            Ertesi yıla bir çocuğu daha olur, Vezir Ağa’nın. Nadir’den sonraki bu oğlana Ömer adını koyar. Kucağına alır, sever, hoplatır her seferinde; “hopsa, hopsa, hopsa…”

 

Ercan TAŞ - 2007