MURTAZA
Yaşı ortanın üzerinde olanlar iyi
hatırlayacaklardır Murtaza’yı. Kasabanın Postanesinde görevli memurdur. Kayseri’li
olduğu bilinir. Konuşmayı pek sevmediğinden dolayı, insanlara suratsız biri olduğu
izlenimi verdiği de… Uzun zaman çalışmışlığı vardır Yenice’de.
O yıllar ki; mektupla haberleşmek çok
önemlidir. Telefonun daha kimselerde olmadığı dönemlerdir. Cep telefonu ya da
internet aracılığıyla görüşmek, olasılık bile değildir. Varsa yoksa ya mektup
ya da gelen gidenle gönderilen selamlar… İletişim bu düzeyde seyretmektedir.
Köydeki bibilerden biri de mektup yolu
gözlemektedir. Sık sık postaneye gider, gelen var mı diye bakar. Olursa alır,
gönderilecek varsa gönderir. Böyle devam eder süreç.
Postaneye gide gele, adını merak eder
çalışanın. Sorar da… Asık suratlı dedik ya postanedeki için, haksız çıkarmaz bu
tanımlamayı. “Sor savuş” diye yanıtlar.
Ne bilsin bibim, postacının kendini başından savmak için öyle söylediğini.
Postaneye varır varır sorar: “Sor savuş
oğlum, mektup var mı?” Bibim sordukça Murtaza sinirlenir. “Sor savuş” diye alay
ettiğini düşünmeye başlar bibinin. Tersler doğal olarak. Bibi de bu durumu
garipser. Önce bir anlam veremez ama sonradan adamın isminden şüphelenir,
yanlış mı söylüyorum diye.
Birinden sorayım şunun ismini diye
düşünür. O sırada “Hovarda Ziya”yı görür çarşıda. Seslenir; “bakele, postanede
çalışan adamın adı neydi?” Ziya şakacıdır. Kafasında şimşekler çakar birden.
“Gırtazı” der. “Adamın adı Gırtazı.”
Bibi başka bir zaman gider postaneye,
başlar sormaya; “Gırtazı oğlum mektup var mı bana?” Murtaza bozulmaya başlar.
Bibim ne bilsin durumu… İkide bir “Gırtazı, Gırtazı” demeye devam eder. O “Gırtazı”
dedikçe, Murtaza daha çok bozulur. Artık dayanamaz Murtaza; “ben tazı da
değilim gırtazı da değilim” diye bağırır. Bibim suçlanır kendi kendine. “Sorduydum,
gırtazı dediler” diye savunmaya geçer.
Kim söyledi faslından sonra öğrenir,
lafın Hovarda Ziya’dan çıktığını. Murtaza başlar Ziya’yı aramaya. Çarşıda bulur. “Sen bana nasıl Gırtazı dersin” diye hiddetlenir.
Ziya bu, parmağında oynatır adamı. “ne Gırtazısıymış” der “ben Murtaza dedim,
demek ki bibi yanlış anladı”. Söylenecek söz yoktur artık. Murtaza döner işinin
başına… Aradan geçen zaman içinde herkes duyacaktır bu olayı ve konuşmalarda Murtaza’nın
adı geçtikçe, hep “Gırtazı” diye söz edilecektir…
* Ercan TAŞ–Ramazan ÇELİK: Dili, Kültürü ve
Gelenekleriyle KARGIN YENİCE Türkmenleri