Kargınyenicem,

1973 yaz ortasında senden ilk ayrıldığım da,
Tatlı anılar bir yana, bana acı vermiş ne varsa,
Zihnimden silinmişti.
Bambaşka bir duyguyla, yepyeni bir baslangicti bu.
İlk Almanya maceram.

Gavur ellerine geldiğimizi söylemişlerdi,
Akif mektubunda: ’Onlar da bizim gibi adamlar mı?’’ diye sormuştu.
İkiyüzlülüğünü, yalancılığını, İhanetlerini, kalleşliklerini bilmeden
Alışmıştım çocukca.

Karginyenicem,
Sana ait olanı yaşamak istiyorum.
Aşksa aşk, sevinçse sevinç, acıysa acı...
Senden gelen herşey beni mutlu ediyor.
Baba ocağım, Can yoldaşlarım oldukça.
Senin toprağına gömdüğüm her Can’ıma.
Dayanabileceğimi biliyorum.
Beni çook uzak tutsan da kendinden.

Senin yetiştirdiğin insanları, hergün yeniden keşfediyorum.
Atalarımız, büyüklerimiz rehber oluyor önümüzde.
Karanlık yollarda ışık tutuyorlar.
Ellerinde çiçekler, yüreklerinde şefkatleri ile.

Seni ne kadar özlemişim bir bilsen.
Birinize hitap etsem diğerinin hatırı kalır diye üzülüyorum.
Ne mutlu ki artık hasretimizi paylaşıyoruz.
Dünyanin bütün köylerinden seni ayırıyorum.
İçimdeki sonsuzluk duygusu büyüyor.
Kendimi bazen bir okyanusun ortasında buluyorum.
Senden nasıl koparıldığımın önemi olmasa da.

Özlenen sensin çünkü,
Derin uçurumlarında bir dağcı edasıyla gezinmek,
Bayırlarında ki hangimeç (hakmeç) oyunları,
Irmağında tutulan kambur sazanın, yayın’ın.
Yamaçoban,Yaylacığın, Yazıpınarın da Hasanağanın döleğinde ki çiğdemlerin, tülülerin.
Senin çamurlu yolların, bacalı evlerin.
Gurban olurum diyen analarımız, ninelerimiz .....

Dinçer Çelik