ESKİDEN

Ekin orakla biçilir,
Sap tırmıkla çekilir,
Buz gibi ayran içilirdi.

Yolda tornet sürülür,
Su kuyudan içilir,
Dut ağacına çıkılırdı.

Çataltepede çift sürülür,
Böğrülcede öküz güdülür,
Bir de böğelek tutulurdu.

Azıklar bir bir bölüşülür,
Kuş hakkı saklanır,
Ayırmayan ise cezalandırılırdı.

Geceleri ay gördüm,
Gündüz köy göçtüm,
Cincik yıkmaç oynanırdı.

Evde yüzük saklanır,
Yazıda hangilemeç atılır,
Topaçla göle tuza gidilirdi.

Devraamber kökünden kağnı,
Kayısıdan koyun sürüsü,
Şeftaliden koç yapılırdı.

Taştan araba sürülür,
Deynekten ata binilir,
Çamurdan asfalt yol yapılırdı.

Kız çocuklarına ebelerin,
Oğlanlara dedelerin adı konulur,
Kulağına birde Ezan okunurdu.

Komşuda pişen bize,
Bizde pişen komşuya düşer,
Aç insanlar doyurulurdu.

Bağ bellenir çotuk budanır,
Nohut yolunur,arpa biçilir,
Komşuya imeci gidilirdi.

Dostlardan borç para alınır,
Döviz sorulmaz,hiç sıkıştırılmaz,
Ödenmezse bir gün,faiz sorulmazdı.

Kışın yün çorap giyilir,
Cızlavutla kayak kayılır,
Pantolon yırtılır,yama yapılırdı.

Turşu,salça,mantı evde yapılır,
Hıyar karpuz suya konulur,
Dam üstüne tarhana dökülürdü.

Etten sızgıt yapılır dama asılır,
Pekmez omacından dürüm,
Sırtada bir yumruk yenilirdi.

Her gece eve misafir gelir,
Laf ortaya atılır,mısır pişirilir,
Ninelere sık sık metel anlattırılırdı.

Kurbanlar kesilir etler dağıtılır,
Fakire fukaraya fitre verilir,
Sonra da Allah a şükredilirdi.

Evler bahçeli,avlulu mustakil,
Katlarca site olmaz kapıcı tutulmaz,
Komşuya küsülmez yönetici seçilmezdi.

Mutluluk içinde yaşayacak çok şey vardı.
İnsanlar huzurlu,ilişkiler sevgi yumağı gibiydi.
Şimdi herkes üzgün,küskün,yorgun ve de yanlız.


Yılmaz Yiğit