| Kelimeler |
|---|
| Tarih: 02/09/2008 |
|
A Abarık: hayret edilecek şey Acer: yeni Açacak: Anahtar Ağ tufan olmak: Ağlayıp Sızlamak Ağlen: eğleş, burada kal Ağzına öykenme: taklit yapma Alamelez: Hastalıkta hastalığın nüksetme ve şiddetini belirtir Alaşa: herşeye karışan çok konuşan Alayı: hepsi Almaz almaz bakma: ters ters bakma Anaç: karşı taraf Ananmak (canaşmak): hayvanın küllükte eşelenmesi Aniye: mahsus Artıg: bir başkasının yiyecek ve içecekten kalan miktar B Badas: harman yerindeki toz toprak Bayak: biraz önce Bıldır: geçen yıl Bibi: hala Bir cüzlü: bir parça, ne iyi ne kötü Böğrüm: böbrekler Böle: teyze çocuğu ( kuzen) Bölüg, bölüg: parça, parça Büküm: Yolda veya çalışılan yerde yenecek yiyecek C Calba : arazide yetişen bitki Capıl: suda biten otun kökleri Carbık: fare, sıçan Carıs/maykar olmak: rezil olmak Cıldır: geçimsiz Cöb: cep Ç Çalkamaç: ayran Çapıt: kumaş atığı, eski işe yaramaz kumaş parçası Çelen: saçak, duvarla yapılan Çepel: duvar Çerelmek: diklenmek Çıkla: sade tek başına Çıtlık: yenen bir ot Çomar: avuç dolusu Çotuk: üzüm çubuğu,omca Çöğ /kaya: küçük dağ Çökelik: peynirin yağsız kısmı Çöme: Kayalık tepe Çörten: yağmur oluğu Çörtük: armut'un küçüğü D Dembeser: sakar Dermağ: Deride, kümeler halinde oluşan döküntülü kanamasız tahriş olmuş yer Dışlık: usanmadan eğlenme Dinel: ayakta dur Diyaza: teyze Dulda: rüzgar almayan yer Duluk: avurt, yanak Duz daşı: Küçük baş hayvanların tuz yediği düz büyük taş Duzsuz: boş konuşmak Dünaan: dün E Eci: anneanne Eftiklenme: vakit geçirme ( huzursuz) Eke öçbe: dayılık, elebaşı Erbet: rezil Ertişme: şımarma (hafif) Essah: sahi Eşik: kapının girişi Eşşek kımılı: elinden iş gelmeyen Ev yarmak: hırsızlık Evger: dik başlı Evlik: yatak yorgan gibi eşyaların konduğu evin içindeki büyük bir oda Evmek: acele etmek Eymenme: utanma, çekin F-G F faa: şaşırma ile kızma arası bir ünlem Fistan: entari, etek G Gadanı Alayım: belanı alayım Gadak: çivi Gadimelek: madımak Gafulgada: bir çeşit hitap Garavinni: şaşırma ünlemi Gatık damı: Yiyeceklerin saklandığı evin içindeki küçük bir bölüm Gıgı: Yumurta Gicişme: kaşınma Guylamak: gömmek Guhalmak: şımarmak Gümen: ikna H Hangilim çekmek: çok gürültü ve ses çıkartmak Harinseme: şımarma ( hareketli) Havar: Bostan, bahçe Hoçuruk: kendinden habersiz Hodele: oluşundan büyük, ölçüsüz, kaba Hopuna almak: sırtına almak Horanta: aile Hossuk: sağır Hotmahot: açıkca Hoturuk: burun akıntısı Höbere: köpek Höberme: kabadayılık yapma Huvan etmek: Aşırı tepki göstermek Hüsmek: öküzün toslaması I-İ I Irbık: İbrik Irış: ramazan ismine verilen başka bir isim İ İbdi: ilk önce İmbal: At, eşek gibi bineklere hızlı gitmesi için dürtülen ucu çivili küçük ağaç parçası İstillah dökme: şov yapma, oyun yapma İta: üzerine un serilen bez İt gurusu: Dertten tasadan çok zayıflamış İt ölümüne ölesice: perişan vaziyette rast gele bir yerde ölmesi İşlik: mintan, gömlek İyeşme: başkalarına yapılan, banada olsun diğerine öykünme K Kaam: akraba, hısım Kavurga: kavrulmuş buğday Kerme: Tezeğin kasnakla biçimlendirilmiş hali Kese: Kestirme,kestirmeden gitme Kıygaç: noksan, eksik Kıyım: yanım Kösengi: maşa ( soba karıştırılan) Kurna: köşe Kümpür: patates Kürtün: Eşek semeri M Mabeyn: salon Maçcalı: hastalığı olan Mahana: bahane Marem: dert Mareşşa: eşeğin iyisi Masisinmek: önemsemek Mazarrat: yaramazlık Mertlemek: Her işe atlamak,zamansız konuşmada bir çeşit azarlama hitabı Mesmi sinmek: önemsemek Metel: masal Mılık: mil Mırtlak: mutfak Mıyrıbı: içten pazarlıklı Mücürüm: ele ayağa düşmek,darbe yemiş ( bahtsız) Müzümsüz: lüzumsuz N-O-Ö-P N Nırgın azmış: görüntün (yüz) perişan Niyniycen: ne yapacan Noruyon: ne yapıyorsun O Ocak Başından Yırak: Kötülükler haneden uzak olsun Orbuk: çok yiyen,içen Ossun: olsun Ö Öteğaçe: karşı taraf, mahelle Öz: dere, küçük çay P Pakla: taze fasülye Pürçüklü: havuç Püskürüt: bisküvi S Sağsız, savak: saf, salak Sako: Gocuk Salım: grip Sanıcığına ermiyecesine: beddua, ilenme Saplıcanlar sarası: kötü hastalık Sasız: oralı olmayan, ilgisiz Sehimleşmek: paylaşmak Sıçan: fare Sıklak çekme: zor günleri olmak Sındı: makas Sındırmak: nohut, fasulye haşlamak Sınışmak: bulunduğu yere sığınmak Sifli, navraksız, nifirsiz : kirli, suratsız Siyeç: bahçe duvarı Soyka: hayvanlara edilen küfür Suçukma: suç işlemiş gibi Suluk: su dökülen yer Susa: Yolun, yerleşim yerine tepeden girdiği yer Süme: yüz, çehre Sümece: gözü kapalı, görmeden gitmek (kabaca) Sümser: tembel Şadı: Rezilliğin şımarıklığa vurulmasında söylenir T-U T Tavalık: tavuğun yumurtladığı yer Telli: nazlı Terkleşmek: eşeğe, ata binen kişiler Tevil: çeşit,tür Tırını çekmek: gayret etmek, ondan yana olmak U Uğra: biraz kalın un Urusvay olmak: rezil olmak Uyutma: sütlaç Y Yadırgı: yabancı, el Yağlık: başörtüsü, mendil Yanaz: inat Yarnım: sırtım Yelikme: şımarma Yırak: uzak Yiyek yivek gezmek: köşe bucak dolaşmak Z Zanak: güldüren Zımaraya gitmek: cehenneme git Zırık: lüzumsuz ileri geri konuşma Zırnık çalışmaz: maddi anlamda kullanılan, hiç bir destek vermeyeceğim Zobu: kaba saba davranan Zongurdama: üşümek Zoypuntu: yaramaz Zülenk oynamak: elde olanı kontrolsüz kullanma |
Anasayfa |
Yazdır
|
E-mail
|
Anasayfa
Yazdır
E-mail