Bilgilerinizi karginyenice@hotmail.com e-posta adresinde bizimle paylaşabilirsiniz.

Kargınyenice'de Geçmişten Günümüze
Kız isteme ve Düğün Geleneği (Aktaran: Adnan Tataroğlu)

Ben Kargınyenice'de dokuz yıldır öğretmen olarak çalışmaktayım. Zaman zaman Yenice'deki düğünleri görme fırsatı buldum. Âdetlerini, gelenek ve göreneklerini biraz olsun bildiğimi sanıyordum. Ta ki böylesi bir araştırma yapana kadar. Oysa ne de çok bilmediğim âdetleri varmış. öyle zannediyorum ki bazı gençlerin de bu âdetlerden yeterince haberi yok. Bazı gelenek ve göreneklerimiz unutulmaya yüz tutmaktadır. istedim ki bunları biraz olsun hatırlayalım.
Bu yazımda kız isteme olayından başlayıp, düğün merasimlerine kadar bazı adetleri yazmaya çalıştım. Bu çalışmanın hatasız ve eksiksiz olduğunu iddia etmiyorum. Sizlerin de katkılarıyla varsa bu eksiklikler ve yanlışlıklarını giderebiliriz diye düşündüm. Görebildiğiniz eksiklikler varsa lütfen beni bilgilendiriniz. Buradaki amacım unutulmaya yüz tutan gelenek ve göreneklerimizin hatırlanması ve gençler tarafından da bilinerek öz değerlerini unutmaması. Bizlerin geleneklerimize, göreneklerimize sahip çıkmamız gerekir. (Tabi ki doğru ve mantıklı olanlarına! örneğin eskiden var olan "beşik kertmesi" olayını, bugün uygulamak ne derecede doğru ve mantıklıdır?) Söylemeye çalıştığım şey bizi biz yapan değerlerimizi sahiplenmektir. Bu çalışma hakkındaki eleştirilerinizi ve önerilerinizi bekliyorum. Burada eski ve yeni adetleri birlikte bulacaksınız.
           
Kargınyenice'de eskiden evlilik yaşı oldukça küçükmüş. Kız çocukları 12-14 yaşında evlendirilirmiş. Halen evlilik yaşı 14-18 yaşları arasındadır. Önceleri "Beşik Kertmesi" âdeti varmış. Ama bu adet kalkalı çok olmuş.

Beşik Kertmesi:
           
            Eskiden Yenice'de az da olsa "Beşik Kertmesi" olurmuş.Yeni doğmuş kız ve erkek çocukların babaları bir araya gelerek, çocukları daha beşikte iken söz keserlermiş. Birlikte üzüm yer (tatlı yeme) ve böylece hısım olurlarmış. Bu çocuklar 12-14 yaşlarına geldiklerinde de evlendirilirlermiş. Gelinle damadın kesinlikle söz hakkı yokmuş. Bu evlendirme biçiminin sakıncaları ortaya çıktıkça "Beşik Kertmesi" adeti de ortadan kalkmış.

Görücü Usûlü Kız isteme

            Yenice'de evlilikler yakın zamana kadar görücü usulü ile yapılıyordu. Halen görücü usulü evlendirmeler devam etmektedir. Ancak eskiden yapılan görücü usulü evlenme ile günümüzde yapılan arasında bazı farklılıklar var. Eskiden evlendirilecek oğlan ve kızın pek söz hakkı bulunmamaktaydı. Aile büyüklerinin verecekleri karara ses çıkaramazlardı. Ancak günümüzde evlenme çağına gelen gencin annesi görüp beğendiği bir kızı oğluna öneriyor, eğer oğlan "evet" derse kız istemeye gidiliyor. Bazen de oğlan bir kızı görüp beğeniyor ve konuyu annesine açarak kızı istetiyor. Bu konuları biraz açalım:
            Eskiden evlenecek çağa gelen gencin anne ve babası kendi aralarında çocuklarının evlilik yaşına geldiğini ve evlendirmek gerektiğine karar verirlerdi. öncelikle birinci dereceden akraba olan dayı, amca gibi aile büyükleri davet edilerek, onlara konuyu açarlar, çocuklarına uygun kimi alabileceklerini sorarlar. Bildikleri bir kız olup olmadığı sorulur. öncelikle yakın akrabadan münasip bir kız olup olmadığına bakılır. Aile büyüklerinin önerilerine göre kendi aralarında tartışarak bir iki kızda karar kılınır. Bu seçim yapılırken kızın soyu-sülalesi, güzelliği, ahlâki değerleri ve işçimenliği (becerikliliği ve çalışkanlığı) göz önünde bulundurulur. Bazı aileler de bunların yanı sıra, verasetin (mirasın) dağılmamasına da dikkat edilir ve yakın akrabadan evlendirilir.
Daha sonra konu evlenecek gence babası tarafından açılır. Onun da fikri sorulur.Bazen de hiç sorulmaz. Ancak gencin genelde olumsuz görüşü olmaz. Olsa da sesini çıkaramaz.
Evlendirilecek gencin annesi ve birkaç yakını tarafından önceden karar verilen kızın evi, konu açılmadan ve niyetlerini belli etmeden ziyaret edilerek, kız ve ailesi gözden geçirilir. Kız veya ailesi beğenilmezse bir başka eve gidilir. Eğer kız beğenilirse konu kızın ailesine açılır. Kız tarafı da genci ve ailesini araştırmak ve kendi aile büyüklerine danışmak, onların da onayını almak için birkaç gün süre ister. Olumlu görüş bildirirlerse, erkek tarafına "Buyurun gelin." diyerek niyetlerini belli ederler.

Kız isteme

            Her iki taraf hazırlığını yapar. Erkek tarafı birinci dereceden akrabalarını (dayı, amca, teyze) yanına alarak kız istemeye gider. Genellikle erkek tarafının ileri gelenlerinden biri "Allah'ın emri, peygamberin kavli ile kızı oğlana ister. Kız tarafından bir aile büyüğü (Bu genellikle kızın babası olur ama, dedesi, amcası da olabilir.) "Kızı verdim gitti." der, böylelikle söz kesilmiş olur. Duası okunur, tatlısı yenir. (Eskiden üzüm yenirmiş.) Bu söz kesme olayına "Küçük Tatlısı Yendi" denir.
            Daha sonra belirlenen bir günde gelin kızın giysilerini ve takılarını almak üzere kız ve erkek tarafı birlikte alışverişe giderler. Eskiden sadece aileler gider, oğlan ve kız hiç götürülmezdi. Bazen de sadece kız götürülürdü. Şimdi ise kız ve erkek yanlarına bir aile büyüğünü alarak gidiyorlar.
            Gelin kızın takıları ve giysileri alındıktan sonra, ailelerin birlikte karar verdikleri bir tarihte nişan merasimi yapılır. "Buna Büyük Tatlısını Yeme" denir. Kız ve erkek tarafı aynı köy içinde ise erkek tarafı davul zurna eşliğinde, büyük bir kalabalıkla erkek evinden kız evine doğru halaylar çekerek gider. Yol boyunca silahlar da atılır. Kız evine geldiklerinde kız tarafı erkek tarafını karşılar ve merasimin yapılacağı yere alır.
            Tören sırasında ortada bir masa bulunur. Masanın üzerine, erkek tarafının kız tarafına getirdiği hediyeler ve bir tepsi içerisinde misafirlere dağıtılacak olan çerez konur. Daha sonra oğlan ve kız merasime çıkarlar. Bir imam tarafından, masada bulunanların üzerine dua okunur. Duası okunan çerez orada bulunan misafirlere dağıtılır. çerez olarak eskiden lokum ve bisküvi dağıtılırmış, ancak günümüzde kabuklu fıstık ve akide şekeri dağıtılıyor. Bu sırada gelinle damadın yüzükleri takılarak, kurdelesi kesilir.(Bazen makas kör olur ve kurdeleyi kesmez! Makasın ucunu bilemek için bahşiş vermek gerekir! ) Erkek tarafının getirdiği hediyelerin kime ait olduğu bir kişi tarafından anons edilir.
            Nişan töreni adetli ve adetsiz olarak ikiye ayrılıyor. Yapılan tören adetli ise davetliler tarafından getirilen hediyeler (para, altın) nişan sırasında takılır.(Atılır) Yok eğer tören adetli değilse misafirler hediye vermezler. (Onlar düğün sırasında takarlar.) Bu durumda sadece erkek tarafı gelin kıza aldıkları yüzük, kolye, bilezik, saat, kolye .. gibi takıları takar. Takı töreninden sonra davullar çalınır ve halaylar çekilir. Bu arada bol miktarda silah atılır. Daha sonra kız evinden müsaade alınarak, oğlan evine dönülür. Nişan töreni bu şekilde sona erer.

Düğüne Kadar Geçen Sürede Neler Yapılır?

            Oğlan tarafı muhtelif zamanlarda kız tarafına ziyaretlerde bulunur. "Buna Gelin Kıza Gitme" veya "Gelin Kız Görmeye Gitme" denir. Bu ziyaretler sırasında altın, bilezik gibi hediyeler götürülür. Bazen para da verilebilir. (Bu çay tepsisine para koymak şeklinde yapılır.) Gelin kıza gidilirken mutlaka bir gün önceden "kömbe" yapılır. Buna "Gelin Kız Kömbesi" denir. Kömbenin yanında da kaz, horoz, tavuk gibi bir hayvan pişirilerek konulur. Bu ziyaretler erkek tarafının yakın akrabaları tarafından da yapılır. Bu kız tarafına verilen değerin bir göstergesidir. Gelin kıza; Hıdrellez, dini bayramlar, yılbaşı gibi belirli zamanlarda mutlaka gidilir.  Tabi ki bu gidip gelmeler sırasında düğün merasiminin ne zaman yapılacağı konusunda da anlaşmaya varılır. Düğünler genellikle ekinler biçildikten sonra, ya da maddi durumun müsait olduğu bir zamanda yapılır.
            Bu arada eşyalar alınır. Kız ve erkek tarafları şunları alırlar veya hazırlarlar:
Kız Tarafı, sandık ve sandık içini yapar. Sandık içinde, "Dürü" diye tabir edilen erkek tarafına ve yakın akrabasına dağıtılacak hediyeler ile gelinle damada ait özel eşyalar bulunur. Kız tarafı ayrıca bir kat yatak  yapar, halı verir, bazı mutfak eşyaları, süs eşyaları v.s. alır.
Erkek Tarafı, yatak yapar. Beyaz eşyaları, halı , mobilya ve oturma grupları ile diğer gerekli eşyaların tamamını alır.

Uyuşmaya Gitme:

            Düğünden bir hafta önce erkek tarafı yakın akrabalarını da alarak uyuşmaya gider. Yani kim ne alacak, eksikler neler bunlar belirlenir. Alınacak eşyalarda ve yapılacak işlerde uyuşulur.(Uzlaşma sağlanır.) Buna "Uyuşmaya Gitme" denir.

Başlık Kalkmış, Yol Kalkmamış:

Eskiden erkek tarafı kız tarafına başlık verirmiş. Bu; para, tarla, koyun şeklinde olurmuş. Artık günümüzde başlık kalmamış. Ancak "Başlık Kalkmış, Yol Kalkmamış" diye söylenen bir söz var. Kardeş Yolu, Dayı Yolu, Emmi (amca) Yolu denilen yollar bulunmaktadır. Eğer gelin başka köyden gelecekse Muhtar Yolu, çoban Yolu gibi yollar da bulunurmuş. Bunların verilmesi - alınması - gerekir. Bütün Yollar alınmadan kız verilmez. Yol Almayı şöyle açıklayabiliriz:
örneğin; erkek tarafı kızın dayısına giderek "Düğün yapacağız, sen dayı olarak müsaade ediyor musun?" diyerek dayıdan yol isterler. (Yani yolumuzu aç derler.) Böylelikle dayıyı çiğnemediğini ve ona değer verdiğini gösterirler. Yol almaya giderken mutlaka bir hediye götürülür. Dayı yol verirse "hayırlı olsun" der ve yolu açar.
Artık günümüzde bu yollar daha kolay alınmaktadır. Ancak eskiden yol almak o kadar kolay değilmiş. Bazen erkek tarafına çok eziyetler ve sıkıntılar verilirmiş. Bazen yol verilmez ve düğün işi suya düşermiş.
            Kızı alabilmek için bütün yolların alınması gerekir.

Okuntu (Davetiye):

            Düğünden yaklaşık bir hafta önce "okuntu" (davetiye) dağıtılır. Eskiden davetiye olmadığı için misafirin ağırlığına göre; çay bardağı, çorap, kaşkol, eşarp, entari, gömlek gibi hediyeler okuntu olarak dağıtılırmış. Misafir de kendisine gelen okuntuya göre hediye getirirmiş. Artık günümüzde davetiye kartları dağıtılmaktadır.

Düğün Unu:

            Düğünden bir hafta önce akrabalar ve konu-komşu tarafından erkek tarafına "Düğün Unu"na gidilir. Giderken bir miktar un götürülür. Bazen soğan, patates, bulgur, nohut…vs. götürülür. Son yıllarda da makarna türü hazır yiyecekler götürülmektedir.

Düğün:

            Düğün genellikle bayrak kalktıktan sonra başlar. Cuma günü öğle namazından sonra akrabalar bayrak yemeğine davet edilir. Bir imam tarafından bayrak duası okunur. Orada bulunan misafirler de Fatiha okuyarak duaya katılırlar. Daha sonra bayrak evin çatısına ya da yüksek bir yere asılır. Böylelikle düğün başlamış olur. Orada bulunan misafirlere yemek ikram edilir.
            Bayrak kalktıktan sonra erkek tarafı kız tarafına "Kına Davarı" götürür. Uygun bir davar (koyun) kurdelelerle süslenir. Davarın başına kına sürülür. Davul zurna eşliğinde kız tarafına götürülür.
            Bayrağın kalktığı günün akşamı erkek tarafı yakın akrabasını da alarak kız tarafına hayırlıya gider.(Bu ziyaret yemekli olur.) Ertesi gün kız tarafı da yakın akrabasını alarak erkek tarafına (yemekli olarak) hayırlıya gelir.
            Kargınyenice'de düğünler genellikle içkili olur. Gelen misafirler karşılanarak bir masaya alınır. Misafire önce çay ve sigara ikram edilir. (çayı getiren kişiye bahşiş vermek âdettendir.) Gelen misafir alkol kullanıyor ise derhal masası donatılır. Alkol kullanmıyor ise yemek ikram edilir. Gelen misafirler hediye olarak altın ya da para takarlar.
            Bayrak kalktıktan bir gün sonra, ikindi vakti erkek tarafının gençleri toplanarak kız tarafına giderler. Orada halaylar çeker, oyunlar oynarlar. Yaklaşık bir saat kadar orada eğlenirler. Buna "Gündüz Kınası" adı verilir. Ama kına yakılmaz.
            Akşam erkek tarafının gençleri ve kadınları yine toplanarak kız tarafına kına yakmaya giderler. Gelin kızın etrafında toplanarak mumlar yakılır. Gelin kızın başına pullarla kaplı bir örtü örtülür.  Kına bir tasın içine konulur. (Son yıllarda kına, içi oyulmuş bal kabağının ya da karpuzun içine konulmakta. Balkabağına ya da karpuza oyularak göz, burun, ağız yapılmakta ve içine yanan bir mum konulmaktadır.) Türküler ve maniler eşliğinde gelin kızın avucunun içine bir altın konulur ve üzerine kına yakılarak eli bezle sarılır. Bu sırada damada da kına yakılır. Daha sonra kız tarafı da erkek tarafına aynı şekilde kına yakmaya gider. Burada sadece damada bir kez daha kına yakılır. Bütün bunlara  "Gece Kınası" denir.
            Kargınyenice'de düğünler oldukça eğlenceli bir şekilde devam eder. özellikle eskiden düğünlerde oynanan oyunları ve çekilen halayları  meşhurdur. Eski düğünlerde; Köroğlu, Keçeli, Cirit, Tura, Kama gibi oyunlar oynanırmış. Artık bu oyunlar pek oynanmadığından unutulmaya yüz tutmaktadır. Gençler yeni tür halaylar ve oyun havalarına yönelmektedir. Düğünlerde eski oyunları bilen kişilerin gençleri de alarak bu oyunları oynaması ve  yaşatması gerekir.

Gelin Kızı Almaya Gitme:

            Pazar sabahı erkek tarafı çalgılar eşliğinde saat 9-10 civarında kız tarafına gider. Kız evinde halaylar çekilir, oyunlar oynanır. Bu arada gelin kızın son hazırlıkları yapılır. Sandığı ve çeyizi araçlara yüklenir. Sandığı ve çeyizi evden çıkmadan önce; sandığın üzerine bir çocuk oturur, bahşiş almadan sandığın üzerinden kalkmaz.)
            Gelin kıza ağabeyi veya kardeşi tarafından dualarla üç kez kuşak bağlanır. Daha sonra ağabeyi veya bir başka yakını erkek tarafından koluna girilerek dışarı çıkarılır. Dışarıda bir imam tarafından çeyizin ve gelin kızın üzerine dua okunur. Daha sonra gelin kız damada teslim edilir. Gelin kız getirilen araca bindirilir. Bu sırada önceden yine duası yapılmış buğday, nohut, bozuk para, şeker gibi bolluk ve bereket getirmesi inancı ile bir tepsiye konulan malzemeler gelin kızı götüren aracın üzerine saçılır.
            Gelin kız araçlarla köy içerisinde dolaştırılır. Mutlaka mezarlık etrafında da dolaştırılır. Bunun anlamı "babanın evinden beyaz gelinlikle çıktın, kocanın evinden de alnının akı ile tertemiz bir şekilde ancak beyaz kefenle çıkasın." demektir.
            Gelin kız kocasının evine geldiğinde araçtan inmeden , kaynana ile kayınbaba alanda güreştirilir. Bu sırada kaynanaya kardeşleri ve yakınları tarafından da yardım edilir. Bu güreşin sonu genellikle kayınbabanın yıkılması ile sonuçlanır. (Bazen kaynana akrabalarından, kardeşlerinden utandığından ve ayıp olur düşüncesi ile gelin arabası geldiğinde güreştirmesinler diye saklanır.) Bu güreşten sonra, sıra gelinin araçtan inmesine gelir. Gelini taşıyan aracın şoförü aracın kapısını açmaz. Kayınbabadan ve damadın yakınlarından (ağabeyi, amcaları, dayıları…) bahşişini ister. Bahşişini alır ve genellikle topladığı bahşişi geline verir. Ama bu kez gelin kız araçtan inmez. Kayınbabasından bir hediye bekler. Kayınbaba tarafından genellikle "Falan yerdeki tarlayı verdim." ya da "Bir inek verdim." şeklinde sözler alındıktan sonra gelin araçtan iner.
            Gelin indikten sonra bazı adetler uygulanır. örneğin;
Gelin kız kaynanasının kolunun altından geçirilir. (Kaynanasının sözünü dinlesin, itaatkâr olsun diye.)
Evin kapısına çivi çaktırılır.(Evine çivi gibi sıkı sıkıya yapışsın diye.)
Evin kapısına yağ sürdürülür. (Ev hanesi ile yağlı ballı olsun, tatlı dilli olsun diye.)
Gelinin kucağına bir bebek verilir. (Seninde böyle çocukların olsun diye.)
Yüksek bir yerden (evin damından) içine bulgur, nohut, şeker…gibi yiyecekler konulan bir testi ya da bir küp (çömlek) aşağıya atılarak kırılır. Ancak geçmişte bir düğünde atılan bir çömlek,  bir kız çocuğunun başına isabet edip çocuğun ölümüne sebep olduğu için bu adet artık -damdan atmak şeklinde değil de- yerde gelin kızın ayağının dibinde çömleği kırmak şeklinde yapılıyor. (Ancak son zamanlarda pek fazla çömlek olmadığı için kavanoz gibi camdan yapılan malzemeler kırılmaktadır.)
Gelin eve indikten sonra, sağdıç ve arkadaşları tarafından damat alınarak bir yakınının evine götürülür. Damadın çeyizinde bulunan "Damat Yastığı" önceden o eve getirilerek bir köşeye konulur. Arkadaşlarından hangisi oraya oturursa, sağdıç tarafından ona ceza verilir. Bu ceza genellikle orada bulunanlara çerez, meşrubat v.s. almak şeklinde olur. Damat ve arkadaşları orada akşama kadar oturur ve eğlenirler.
Akşam olunca damadın yakın akrabalarının erkekleri başka bir evde (en yakını kimse onun evinde) toplanırlar. Ortaya bir tepsi içerisinde çerez getirilir. Yine bir imam tarafından üzerine dua okunur. Daha sonra duası okunan çerez misafirlere dağıtılır. çerezin bulunduğu tepsi boşalınca ortaya konulur ve orada bulunanlar tarafından tepsiye bahşiş atılır. Toplanan para damada verilir. Daha sonra damat orada bulunanların elini öper ve sağdıçla birlikte müsaade alır. Damat, sağdıç ve arkadaşları tarafından biraz da hırpalanarak gelin odasına gönderilir. Böylelikle gelinle damat dünya evine girmiş olur.
Düğünden bir gün sonra da "Duvak Açma" töreni yapılmak üzere, erkek tarafının kadınları tekrar düğün evinde toplanırlar. Gelin kıza hediyeler getirirler. Gelin kız gelinliğini tekrar giyerek duvağını örter. Orada bulunan misafirlerin huzurunda gelin kızın duvağı tekrar açılır. Gelin, kaynanasının ve orada bulunan misafirlerin ellerini öper. Misafirlere çerez ikram edilir.
Daha sonra bayrak indirilir. Bayrağın inmesi ile düğün töreni sona ermiş olur.